9 Ocak 2026 Cuma

Huzur Hakkı Nedir? Kimlere Ödenir, Vergi ve SGK Boyutu

 
Şirket ortağı, yönetim kurulu üyesi veya müdürseniz muhtemelen şu cümleyi duydunuz: “Kâr dağıtmak yerine huzur hakkı yazalım; vergi yükü düşer.”

Bu cümle tek başına doğru ya da yanlış değildir. Çünkü huzur hakkı; şirket türü, kişinin statüsü (SGK yönü), ödeme tutarı ve belgelendirme kalitesi gibi parametrelere bağlı olarak avantaj da yaratabilir, risk de.

Bu yazıda huzur hakkının ne olduğunu, kimlere hangi şartlarda ödenebileceğini, vergi–SGK etkilerini ve sosyal medyada sık geçen “başabaş noktası / sıfır vergi” söyleminin neyi kastettiğini net ve uygulanabilir şekilde ele alıyorum.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Nihai uygulama için mali müşaviriniz/uzmanınızla birlikte değerlendirme yapılmalıdır.


1) Huzur Hakkı Nedir?

Huzur hakkı, şirketin bir organında (örneğin yönetim kurulu gibi) görev alan kişilere, bu görev kapsamında yürütülen faaliyetler karşılığında yapılan ödemedir.

Uygulamada huzur hakkı çoğunlukla:

  • toplantı/kurul katılımı,

  • yönetim ve temsil sorumluluğu,

  • şirket stratejisi ve denetim süreçlerine katkı

gibi işlevlerin karşılığı olarak kurgulanır.

Önemli ayrım: Huzur hakkı “kâr payı” değildir. Genellikle ücret niteliğinde değerlendirilir ve buna göre vergilendirme yaklaşımı şekillenir.


2) Kimlere ve Hangi Şirketlerde Ödenir?

Anonim Şirket (A.Ş.)

A.Ş.’lerde huzur hakkı en tipik olarak yönetim kurulu üyelerine ödenir. Kritik olan, bu ödemenin:

  • şirketin iç düzeninde açıkça düzenlenmesi ve

  • yetkili organ kararıyla (çoğunlukla genel kurul) tutar/çerçevesinin belirlenmesidir.

Limited Şirket (Ltd.)

Limited şirketlerde uygulamada huzur hakkına benzer ödemeler müdür/müdürler için kurgulanır. Burada da aynı disiplin geçerlidir:

  • karar altyapısı,

  • gerekçelendirme,

  • düzenli ve izlenebilir ödeme sistemi.


3) Vergi Boyutu: Ücret mi, Kâr Payı mı?

Vergi açısından temel mantık şudur:

  • Huzur hakkı çoğu senaryoda “ücret” gibi ele alınır.

  • Bu nedenle ücret stopajı gündeme gelir.

  • Ayrıca damga vergisi boyutu da olabilir.

Bu çerçeve, “kâr payı dağıtımı” ile kıyas yapılırken kritik hale gelir; çünkü kâr payında süreç genellikle:

  • şirket düzeyinde vergi yükü,

  • dağıtım anında stopaj şeklinde iki aşamalı bir etki doğurur.

Huzur hakkında ise çoğunlukla:

  • şirkette gider etkisi (matrah azaltıcı etki) potansiyeli,

  • kişide ücret stopajı (ve duruma göre SGK) şeklinde bir denklem oluşur.


4) SGK (Prim) Boyutu: Her Zaman Prim Çıkar mı?

Huzur hakkının en kritik teknik noktalarından biri SGK etkisinin kişiden kişiye değişebilmesidir.

Genel çerçevede (uygulamaya dair yaygın yaklaşım):

  • Kişi şirkette hizmet akdiyle çalışan gibi bir statüde ise (4/a benzeri), huzur hakkı ödemesi prime tabi sonuçlar doğurabilir.

  • Kişi bağımsız statüde ise (4/b benzeri), huzur hakkının prim etkisi farklılaşabilir.

Bu ayrım, “başabaş” hesabında bazen tüm sonucu değiştirir. Çünkü SGK primleri devreye girdiğinde maliyet sadece stopajla sınırlı kalmaz.


5) Şirket Açısından Gider Yazılır mı?

Çoğu işletmenin asıl motivasyonu burada başlar: “Huzur hakkı yazarsam gider olur mu?”

Genel prensip: Doğru kurgulanır ve doğru belgelendirilirse şirket açısından gider etkisi yaratabilen bir ödeme yapısı olabilir.

Ancak riskler de burada büyür. İnceleme riskini artıran başlıklar:

  • ortada yetkili organ kararı olmaması,

  • ödemenin görev tanımıyla ilişkisinin zayıf olması,

  • tutarın emsale göre ölçüsüz görünmesi,

  • ödemenin düzenli/banka kanalıyla yapılmaması ve kayıt disiplininin zayıf olması.

Özetle: “Gider yazma” söylemi, kurgu doğruysa anlamlıdır; “her koşulda gider olur” şeklinde otomatik bir doğruluk içermez.


6) “Başabaş Noktası” Nedir?

Sosyal medyada sık geçen “başabaş” ifadesi aslında bir hesap mantığıdır:

  • Huzur hakkı ödediğinizde şirketin vergi matrahı azalabilir (dolayısıyla şirket vergi yükü düşebilir).

  • Aynı anda kişi tarafında huzur hakkı, ücret gibi değerlendirildiği için stopaj (ve bazı hallerde SGK) doğar.

Başabaş noktası, kabaca şu eşitliği anlatır:

Şirketin matrah azalmasıyla sağladığı vergi avantajı

Kişi tarafında doğan stopaj + (varsa) SGK + diğer yükler

Bu nedenle “en doğru tutar” her firmada aynı değildir. Başabaşı belirleyen başlıca faktörler:

  • şirketin vergi oranları ve kârlılık düzeyi,

  • kişinin SGK statüsü,

  • kişinin yıl içindeki toplam gelir seviyesi (tarifeye etkisi),

  • ücret istisnaları ve uygulama şartları,

  • ödeme düzeni (aylık/çıktı bazlı) ve belgelendirme.


7) “Sıfır Vergi Yükü” Gerçek mi?

“Sıfır vergi” ifadesi çoğu zaman pazarlama dilidir ve genellikle şu anlamlarda kullanılır:

  • belirli tutarlarda istisnalar nedeniyle stopajın çok düşmesi,

  • SGK’nın devreye girmediği bir statüde toplam yükün beklenenden düşük kalması,

  • kâr payı ile kıyaslandığında toplam maliyetin daha avantajlı görünmesi.

Ancak pratikte:

  • stopaj, damga vergisi, SGK ve inceleme riski gibi kalemler tamamen sıfırlanmayabilir,

  • “sıfır” gibi görünen senaryolar, çoğunlukla çok spesifik koşullara dayanır.

Dolayısıyla doğru ifade şudur:

Huzur hakkı bazı yapılarda toplam yükü azaltabilir; fakat bunu “herkes için sıfır vergi” diye okumak doğru değildir.


8) Sağlam Uygulama İçin Kontrol Listesi

Huzur hakkını avantajlı ve güvenli kılan şey “tutar” kadar kurumsal ve muhasebesel disiplindir. Aşağıdaki kontrol listesi iyi bir başlangıç sağlar:

  1. Yetkili organ kararı: Tutar, dönem, ödeme şekli, gerekçe net mi?

  2. Görev tanımı: Kime ne karşılığı ödeniyor? (yönetim/temsil/sorumluluk)

  3. Belgelendirme: Karar metni + bordrolama/hesap pusulası mantığı + banka izi

  4. Vergi kesintileri: Stopaj/damga süreçleri doğru yönetiliyor mu?

  5. SGK analizi: Kişinin statüsüne göre prim etkisi değerlendirildi mi?

  6. Emsal/ölçülülük: Şirket büyüklüğü ve görev kapsamıyla uyumlu mu?

  7. Süreklilik ve tutarlılık: Bir ay var bir ay yok gibi düzensiz yapı var mı?


Sık Sorulan Sorular

Huzur hakkı kâr payının yerine geçer mi?
Hukuken ve vergisel mantıkta aynı şey değildir. Kâr payı ortaklık hakkına dayanır; huzur hakkı görev/organ faaliyetinin karşılığıdır.

Her ay düzenli ödenebilir mi?
Uygulamada düzenli ödenen kurgular vardır. Önemli olan karar altyapısı ve ödemenin mahiyetiyle uyumudur.

Huzur hakkı ödersem kesin gider yazılır mı?
Kesinlik yoktur. Karar, belgelendirme, emsal ve işin gerçekliği belirleyicidir.

“Başabaş” nasıl hesaplanır?
Şirket tarafındaki vergi avantajı ile kişi tarafındaki stopaj ve (varsa) SGK maliyetleri karşılaştırılarak kurgulanır. Bu hesap kişiye ve firmaya göre değişir.


Sonuç

Huzur hakkı, doğru kurgulanırsa şirket–ortak/yönetici ilişkisini daha planlı ve optimize hale getirebilen bir araçtır. Ancak avantaj sağlaması, yalnızca “huzur hakkı yazmakla” değil; karar altyapısı, belgelendirme, SGK statüsü ve vergi tarifesiyle uyumlu bir model kurulmasıyla mümkündür.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa